Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

Bursa -M.K.PaşaBursa -M.K.Paşa
ORMANKADIORMANKADI
KöyüKöyü
wwwwww
.ormankadi..ormankadi.
comcom


Basın Bülteni Basın Bülteni

Kaydol
E-Bülten E-Bülten

EtkinlikEtkinlik Kayıt Formu Kayıt FormuEtkinliklere kaydolmak için tıklayınız
CanlıCanlı Yayın Yayın
UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
DavetDavet Bölümü BölümüTanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
İletişimİletişim Formu Formuinfo@

Çeşitli Bilgiler Çeşitli Bilgiler


BİR AYET BİR AYET

BİR HADİS BİR HADİS

Reklamlar Reklamlar

YEŞİL BURSA...(YENİ YAZI)

YEŞİL BURSA...(Yeni Yazı)


defa gösterilmiştir

Bu siber ortamda kurduğumuz dost meclisimizin her geçen gün büyümesi , gelişmesi ve daha çok trafik almasının bana verdiği mutluluğu yazarak başlamak istiyorum cümlelerime.

Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir diyor Herakleitos. Peki bu değişim ne yönde ve hangi koşullarda gerçekleşecek. Sitemizin haber portalında okuduğum Uluabat Gölümüzün çölleşme riski ile karşı karşıya kalmış olması haberi ve sonra dün gece Olay TV'de yer alan Gemlik Küçükkumla sahilinin kirlilik problemi haberini gördükten sonra bu yazıyı kaleme alma gereği hissettim.

İnsan Ankara gibi çorak bir yerden Bursa'ya bakınca sanıyorum daha iyi anlıyor o iklimin, çevrenin, toprakların güzelliğini. Ülkemizin endüstriyelleşme hızının en üstlere çıktığı bu süreç içerisinde Bursamız bu gelişmeden en çok pay alan il oldu. Elbette sağ elimize aldığımız bu sanayileşme sol elimize başka bir şey verdi.

Gerek coğrafi, iklimsel , siyasi, demografik vs özelliklerinden dolayı ve İstanbul'a yakınlığından dolayı Bursa bu hızlı gelişmenin odak noktası olarak hızla büyümeye devam ediyor. Oysa Bursa bundan 15 yıl önce çok farklı özellikleri ile anılıyordu. Yeşil Bursa lakabı ile ün yapan ilimiz, özellikle ilkbaharda 4 mevsimi yaşatan iklimiyle, masmavi deniziyle, Türkiyenin ürün çeşitliliği en fazla olan ovalarından biri olması özelliğiyle, eşsiz zeytiniyle, nefis aromalı meyveleri, organik sebzeleri ,doğa turizmi ile, tarihi güzellikleri ve koca bir devrin miras bıraktığı  mukaddes emanetler ile anılır bilinirdi.

Bugün teker teker kaybediyoruz bunları.Yazımın başında belirtiğim Olay TV haberinin detayına yer vermek istiyorum. Çok değil bundan 15 yıl önce yabancı turistlere ev sahipliği yapan Kumla sahili bugün çöpten geçilmiyor.Bu mevsimde kalabalık olması gereken Kumsalda sadece 3-5 kişi var. Çocuklar hastalık riski ile karşı karşıya. İstanbul'un tüm kirliliği akıntılar ile Gemlik körfezine taşındığı yetmiyormuş gibi artık bir o kadar çöp de Bursa'dan çıkıyor. Doğanın bu kadar kirliliği kaldırması mümkün değil. Bu akibete Mudanya, Eşkel, Armutlu, Kurşunlu sahilleri de ortak. Peki bu göz göre göre gelen tehlikeye karşı ne önlem alıyoruz? Yada aldığımız önlemler yeterli mi?

Gemlik ve Orhangazi Türkiye'de hem kalitesiyle hem de rekolte fazlalılıyla Zeytin üretimimizin önemli bir bölümünü karşılıyor. Onlara da bir müjde var son iki yıldır. Endistri atıklarının oluşturduğu tozlar. Organize Sanayi bölgelerindeki bazı fabrikaların önlerinde büyük siyah yada kahverengi toz öbekleri görürsünüz dikkat ederseniz. İşte o tozlar ilginç bir özelliği var. Uçuyorlar...  Yani lodosu meşhur Bursamızda rüzgarla taşınıp zeytin dallarına yapışıyorlar. Yine haberlerde takip etmeye başladığımız gibi Gemlik , Mudanya'nın bir kısmı ve Orhangazi'nin bazi köylerinde Zeytin ağaçları kuruduğu için sökülmeye başlandı. Acaba neden? 

Uluabat gölümüze asıl adını veren Gölyazı (Apolyont) köyü var biliyorsunuz. Dünyanın en güzel köylerinden biridir. Gitmeyeniniz varsa bu güzel köyü lütfen gidin görün. Bir kaç da fotoğaf çekin. Neden mi? Bir daha çekme şansınız olmayabilir. Bildiğiniz gibi sadece Alpoyont köyüne giden bir yol vardır İzmir Asfaltı üzerinde. Bursa'ya giderken sağa ayrılır. Şimdi orada 4 çıkışlı bir yonca köprülü kavşak yapıldı. Gölyazı da Büyükşehir Belediyeye bağlandı. Muhtarlık verilerine göre köyde nüfüs artışı da olmamasına rağmen bu kavşak çok manidar. Demek ki birşeyler geliyor, gelecek bu topraklara. Sonra bu tabiat mirası olan Apolyont'u ancak fotoğraflardan görebileceğiz.

Bir de Deri Organize Sanayi var. Bursa'dan gelirken İkizce civarında yol sağa ayrılınca tabelasını görüyorsunuz. Güzel meyva bahçeleri vardı bir zamanlar oralada. Uluabat gölü manzaralı fabrikalar olacak sanıyorum ileriki yıllarda. Tabi su kaynağını Kirmasti Çayı ve yeraltı suları ile sağlayan Uluabat Gölü'de bir mucize olmazsa bundan nasibini alacak.

Biga Limanı bölgemiz için önemli bir adım. Özellikle uluslararası ticaretin bölgemizde canlandırıcı etkisinin en üst seviyede hissedileceğini beklediğim bu işletmenin inşaatı sürüyor. Bu inşaatla birlikte yeni işletmeler organize sanayiler kurulacağını herkes gibi bizde biliyoruz.Bu limanın hizmet vereceği bölgeler güney Marmara ve Ege olsa da limana yakın olan Bandırma, Gönen, Biga, Çanakkale, Karacabey , Manyas ve MK.Paşa, Susurluk gibi ilçeler de etkisinin görülmesini bekliyoruz. Bunlar ülke ekonomimiz için çok güzel ve desteklenmesi gereken gelişmeler elbette. Fakat planlamanın daha iyi yapılıp hem telafisinin yüzyıllar aldığı tabiatı koruyarak sanayileşebilineceğini düşünenlerdenim ben. 

Ramsar Projesi kapmasımda Uluabat Gölünün Karadere bağlantısı ile Marmara Denizine bağlanıp doğrudan İstanbul'dan ulaşılabilen tekne turizmine açılması projesini de yakından takip etmenizi öneriyorum. Bölgemiz için çok önemli olan bu proje eğer doğru yönetilirse çok önemli fırsatlara gebe. Umarım yanlış yönetilmez. Bunun yanısıra geçtiğimiz dönemde konuşulan Kirmikir Köyü yakınlarındaki araziye kurulması düşünülen Disneyland projesi orta vadede takip edilmesi gereken bir konu. Tabi tüm bu projelerin temelinde İstanbul İzmir otoban projesinin rotasının belirleyici etkisi olacağını düşünüyorum.

Bilenleriniz bilir. İzmit İstanbul Otobanında giderken Dilovası isminde bir ilçe var. Dünyada insan eliyle yok edilmiş ender bir yer. Dev demir çelik sanayilerinin kurulacak başka yer bulunmayıp kurulmuş ve arabanın değil camını, klimasını bile açmanın mümkün olmadığı bir bölge. Dilovası'nda insanların neredeyse tamamı bugün kanser ile mücadele ediyor. Ben İnegöl rampasından aşağı sallanıp Bursa ovasını görünce arabanın camını açıp 'biraz Bursa havası alalım' derim hep. Tek korkum günü birinde Dilovası'ndan geçerken dediğim gibi, aman camları kapatın Dilovası'na geliyoruz demek.

 
Yazıma son verirken geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Hüseyin ve Mustafa Amcaya Cenab-ı Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Hasat mevsiminin başladığı bu günlerde tüm dostlarımıza bereketli bir dönem diliyorum.



YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0312

© 2011 ormankadi.com
Ormankadı Köyü Web Portalı http://www.ormankadi.com

Tam Ekran